Mimari Tarzlar
Mimari Tarzlar Romanesk Mimari Romanesk binaların en önemli yanları, yayıldıkları alandır. Bu binalarda yükseklik konusu arka plana atılmıştır. Kulelerinin yüksek olmadığı görülmektedir. Duvarların çok kalın oluşu, çatı ve kubbeyi çok daha rahat taşıyabilmeleri içindir. Yan cephelerde kalın destekler bulunmaktadır. Binaların pencereleri çok yüksekte ve miniktir. Bu nedenle Romanesk mimari, basık ve karanlıktır. Binaların içi soyut şekillerle süslenmiştir. Dışlarıysa dümdüz ve sadedir. Gotik Mimari 12.- 16. yüzyıllar arasında devam eden bir mimari tarzıdır. Fransa’nın kuzeyinde başlayıp tüm Avrupa’yı sarmıştır. En belirgin yanı, dikey hatlar olmuştur. Din merkezli mimarinin başladığı döneme denk gelir. Yükseklikleri Tanrı’nın yakınında olma arzusundan kaynaklanır. Gotik ve Romanesk tarzlar, birbirinin tersidir. Gotik bir bina, Romanesk bir binanın yayıldığı alanın yarısına yayılır. Yaklaşık iki kat yüksekliğinde olur. Tavanları sivri uçlu üçgenlerden oluşur. Rönesans Mimari Rönesans mimari, Floransa’da Gotik tarza karşıt bir hareket olarak doğmuştur. Yeniden doğuş anlamına gelir. 1500 yılı sonrasında Roma tarafından destek görmüştür. Maniyerizm Rönesans Barok arası geçiş tarzıdır. 1520- 1590 arası İtalya’sında görülmüştür. Abartılı resimler ve heykellerle ünlüdür. Uçuşa geçmiş gibi yapılmışlardır. Vücut oranları bozuk ve giysiler kabarıktır. Barok Mimari Roma’da Rönesans’a karşıt bir tarz şeklinde başlayan Barok, kısa bir sürede 17. yüzyıl İtalya’sının en yaygın tarzı haline gelmiştir. Sonrasında pek çok Katolik ülkeye yayılmayı başarmıştır. […]
05 Eki 2017 in Genel, by